dostluğunuzu pekiştirmenin bazı kolay yolları

DOSTLUK İPİ
Genç adam iyi bir terziymiş. Bir dikiş
makinesi ve Küçücük bir dükkânı varmış.
Sabahlara kadar uğraşıp didinir ama
Pek az para kazanırmış.
Çok soğuk bir kış gecesi dükkânı kapatırken
elektrik Sobasını açık unutmuş ve çıkan
yangın onun felaketi olmuş. Artık
Ne bir işi varmış ne de parası.

Devamı »

havlu ve ders üzerine çok güzel bir hikaye

1 Ders 1.

Adamın biri tam duşa girmek üzeredir ve karısı da
duşunu almış olarak kabinden çıkmaktadır ki, kapının
zili çalar. Kapıya kimin bakacağı konusunda ufak bir
tartışma sonrasında kadın pes eder. Üzerine bir
havlu alarak merdivenleri aşağı iner ve kapıyı açar.
Gelen eşinin arkadaşı x’tir.

Kadın daha selam veremeden x “havlunuzu üzerinizden
yere düşürürseniz size anında 300 Euro veririm” der.

Devamı »

bayan modA vazgecilmez renk; Siyah

bayan moda bayanlar için Işıklı Büstiyerler

Büstiyerin, 1.5 voltluk değiştirilebilir pillerle aydınlatılan ışığı 12 satten fazla dayanabiliyor. Ayrıca giysinin üzerindeki küçük düğme sayesinde giysinin ışıkları açılıp kapatılabiliyor. Böylece karanlıkta, ‘ışıklarınızı’ yakarak göz kamaştırabiliyorsunuz. Büsityerin fiyatı, 100 ile 170 euro arasında değişiyor

 

  Devamı »

son moda Gelin Ayakkabıları şık görünüm

bayanlar giyim modası Mini minnacık

bayannlar için Yeşiller, maviler ve desenler

Şimdi gelecek kışın moda haftalarına biraz ara verip önümüzdeki yaza bir göz atalım.

Devamı »

Fasil : TECRÎD`İN METNİNDEN

Baslik : RESÛLULLÂH (S.A. VE S.) EFENDİMİZ HAZRETLERİNE VAHYİN BAŞLANGICI NASIL OLDUĞUNA DÂİRDİR
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`den işittim, buyuruyordu ki: Ameller (in kıymeti) ancak niyetlere göredir. Herkesin niyet ettiği ne ise eline geçecek olan ancak odur. Artık nâil olacağı bir dünyâ veya nikâh edeceği bir kadından dolayı hicret etmiş kimse varsa hicreti (Allâh`ın ve Resûlünün rızâsına değil), sebeb-i hicreti olan şeye müntehîdir.
Baslik : VAHYİN NE ŞEKİLDE GELDİĞİ VE MERTEBELERİ
Hadis : Şöyle demiştir: Hâris b. Hişâm radiya`llâhu anh Resûlu`llâh salla`llâhu aleyi ve sellem`den: “Yâ Resûllâ`llâh, sana vahiy nasıl gelir?” diye sordu. Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Ahyânen bana çıngırak sesi gibi gelir ki bana en ağır geleni de budur. Benden o hâl zâil olur olmaz (Meleğin) bana söylediğini iyice bellemiş olurum. Ahdânen Melek bana bir insan olarak temessül eder. Benimle konuşur. Ben de söylediğini iyice bellerim. -Âişe radiya`llâhu anhâ der ki: Resûl`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`i soğuğu pek şiddetli bir günde kendisine vahiy nâzil olurken görmüşlüğüm vardır. (İşte öyle soğuk bir günde bile) kendisinden o hâl geçtiği vakitde şakaklarından şapır şapır ter akardı.
HadisNo : 2
Baslik : RESÛLULLÂH`A İLK VAHYİN NASIL GELDİĞİNE DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlu`llâh sâlla`llâhu aleyhi ve sellem`in ilk vahiy başlangıcı uykuda rü`yâ-yı saliha (yani sıdıka) görmekle olmuştur. Hiçbir rü`yâ görmezdi ki sabah aydınlığı gibi vâzıh ve âşikâr zuhûr etmesin. Ondan sonra kalbine yalnızlık muhabbeti ilkâ olundu. Artık (Cebel-i) Hırâ`daki ğâr içinde halvet-güzîn olup orada ehlinin nezdine gelinceye kadar adedi muayyen günlerde tahannüs -ki teabbüd demektir.- eder ve yine azıklanıp giderdi. Sonra yine Hadîce nezdine avdet edip bir o kadar zaman için yine azık tedârik ederdi. Nihâyet Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`e birgün Ğâr-ı Hırâ`da bulunduğu sırada (emr-i) Hak (yâni vahiy) geldi. Şöyle ki Ona Melek gelip … yâni “Oku” dedi. O da “Ben okumak bilmem.” cevâbını verdi. Zât-ı Akdesi Risâlet-Penâhî buyurur ki o zaman Melek beni alıp tâkatim kesilinceye kadar sıkıştırdı. Sonra beni bırakıp yine # dedi. Ben de ona “Okumak bilmem.” dedim. Yine beni alıp ikinci def`a tâkatim kesilinceye kadar sıkıştırdı. Sonra beni bırakıp yine # dedi. Ben de “Okumak bilmem.” dedim. Nihâyet beni yine alıp üçüncü def`a sıkıştırdı. Sonra beni bırakıp … dedi. Bunun üzerine Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem (kendisine vahyolunan) bu âyât-ı kerîmeyi bi`t-telâkkî (korkudan) yüreği titreyerek döndü ve Hadîce binti Huveylid`in nezdine girerek “Beni sarıp örtünüz, beni sarıp örtünüz.” dedi. Korkusu zâil oluncaya kadar vücûd-i mübârekini sarıp örttüler. Ondan sonra (Hazret-i Resûl salla`llâhu aleyhi ve sellem) vukû-ı hâli Hadîce`ye naklederek “Kendimden korktum.” dedi. Hadîce radiya`llâhu anhâ: “Öyle deme, Allâh`a kasem ederim ki Allâhu (Zü`l-Celâl) hiç bir vakit seni utandırmaz (mahzûn etmez). Çünkü sen akrabâna bakarsın, işini görmekten âciz olanların ağırlığını yüklenirsin, fakîre verir, kimsenin kazandıramayacağını kazandırırsın, misâfiri ağırlarsın, Hak yolunda zuhûr eden havâdis ve mühimmâtda (halka) yardım edersin.” Bundan sonra Hadîce (radiya`llâhu anhâ) Hazret-i Resûl-i Ekrem`i (salla`llâhu aleyhi ve sellem) birlikte alıp ammizâdesi Veraka b. Nevfel b. Esed b. Abdü`l-Uzzâ`ya götürdü. Bu zât, zamân-ı Câhiliyyette dîn-i Nasrâniyyete dâhil olmuş bir kimse olup İbrânîce yazı bilir ve İncil`den meşiyyet-i İlâhiyye taallûk ettiği mikdârda öteberi yazardı. Veraka gözlerine amâ târî olmuş bir pîr-i fânî idi. Hadîce radiya`llâhu anhâ Veraka`ya: “Amûcam-oğlu, dinle de bak, kardeşinin oğlu ne söylüyor.” dedi. Veraka: “Ne var kardeşimin oğlu?” diye sorunca Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem gördüğü şeyleri kendisine ihbâr etti. Bunun üzerine Veraka dedi ki “Bu gördüğünü, Allâhu Teâlâ`nın Mûsâ (salla`llâhu aleyhi ve sellem) ya tenzîl ettiği Nâmûs (-ı Ekber)dır. (Yâni Sâhib-i Sırr-ı Vahiydir.) Âh keşki senin da`vet günlerinde genç olaydım. Kavmin seni çıkaracakları zaman keşki ber-hayât olsam!”. Bunun üzerine Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem: “Onlar beni çıkaracaklar mı ki?” diye sordu. O da: “Evet. (zîrâ) Senin gibi bir şey getirmiş (yâni vahiy tebliğ etmiş) bir kimse yoktur ki düşmanlığa uğramasın. Şâyed senin da`vet günlerine yetişirsem sana son derecede yardım ederim.” cevâbını verdi. Ondan sonra çok geçmedi. Veraka vefât etti. (Ve o esnâda) Fetret-i vahiy vukû` buldu (yâni bir müddet için vahiy inkıtâa uğradı.)
HadisNo : 3

Fasil : TECRÎD`İN METNİ

Baslik : FETRET-İ VAHY;MUDDESSİR SURESİNİN İLK BEŞ ÂYET-İ KERÎMESİNİN NÜZÛLU HAKKINDA CÂBİR HADÎSİ
Hadis : (O da hadîs-i sâbıkı rivâyet edip) şöyle demiştir: Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem fetret-i vahiyden bahsederken söz arasında buyurdu ki: “Ben (bir gün) yürürken birdenbire gökyüzü tarafından bir ses işitttim. Başımı kaldırdım. Bir de baktım ki Hırâ`da bana gelen Melek (yâni Cibrîl aleyhi`s-selâm) semâ ile arz arasında bir kürsî üzerinde oturmuş. Pek ziyâde korktum. (Evime) dönüp: beni örtün, beni örtün, dedim. Bunun üzerine Allâhu Teâlâ Hazretlerinin … Âyât-ı Kerîmesini inzâl etti. Artık vahiy kızıştı da ardı arası kesilmedi.
HadisNo : 4
Baslik : KIYAME SURESİNİN 16, 17, 18, 19 NOLU ÂYET-İ KERÎMELERİNİN TEFSÎRİ HAKKINDA İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem tenzîl olunan Âyât-ı Kerîme (nin zabtı yüzün)den güçlük çekerler ve bundan dolayı çok kereler mübârek dudaklarını kımıldatırlardı. Bunu söylerken İbn-i Abbâs radiya`llâhu anhümâ: “İşte bak Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem dudaklarını nasıl kımıldatıyor idiyse ben de (sana) öylece kımıldatıyorum.” da demiş. Bunun üzerine Allâhu Teâlâ Hazretleri ona … Âyât-ı Kerîme`sini inzâl eyledi. … Kur`ânı senin sadrında cem` edip Onu okuyabilmen bize âitdir.”, … “Kur`ân`ı (lisân-ı Cibrîl ile) sana okuduğumuzda Onu dinle ve (sükût ederek) Ona kulak ver.”, … “Ondan sonra da Onu (dürüst) okumanı biz tekeffül ederiz.” demektir. İşte bundan sonra Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`e ne zaman Cibrîl (aleyhi`s-selâm) nâzil olursa sükût buyurup onu dinlerlerdi. Cibrîl (aleyhi`s-selâm) gidince getirmiş olduğu Âyât-ı Kerîme`yi o nasıl tilâvet etmiş idiyse Nebîy- (yi Muhterem) salla`llâhu aleyhi ve
Baslik : RESULULLÂH HALKIN EN CÖMERDİ İDİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem halkın en cömerdi idi. En cömerd olduğu zamân da Ramazan`da idi ki (bu ây) Cibrîl aleyhi`s-selâm kendisine çokca mülâkî olduğu zaman idi. Cibrîl (aleyhi`s-selâm) Ramazanın her gecesinde Zât-ı Şerîf`lerine mülâki olur, kendisiyle Kur`ân-ı Kerîm`i müdârese ve müzâkere ederdi. İşte bundan dolayı Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem (ibzâl-i) hayrda (esmesi) mâniaya uğramayan (mübârek) rüzgârdan daha cömerd idi.
HadisNo : 6
Baslik : RUM KAYSERİ HİRAKL`İN EBÛ SÜFYÂN VE ARKADAŞLARI İLE PEYGAMBERİMİZ VE MÜSLÜMANLAR HAKKINDA GÖRÜŞMESİNE DÂİR İBN-İ ABBÂS HADÎSİ;RESÛL-İ EKREM`İN RUM KAYSERİ HİRAKL`E GÖNDERDİĞİ MEKTÛB-İ ŞERÎF
Hadis : Şöyle demiştir: Ebû Süfyân b. Harb bana haber verdi ki gerek kendisiyle, gerek küffâr-ı Kureyş ile Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`in (Hudeybiyye sulhiyle) akdeylediği mütâreke müddeti içinde ticâreti için Şam`a giden bir Kureyş kâfilesi içinde bulunduğu sırada (Kayser-i Rûm) Hirakl tarafından da`vet olunmuş. Ebû Süfyân ile rüfekâsı Hirakl`in nezdine gelmişler. (O zaman) Hirakl ile etbâı, İlyâ (yâni Beytü`l-Makdis) de imiş. Uzemâ-yı Rûm, yanında iken Kayser bunları meclisine çağırmış. Huzûruna celb ve tercümânın gelmesini emretmiş. Tercümân: “Peygamberim diyen bu zâta neseben en yakın olan hanginizdir?” diye sormuş. -Ebû Süfyân der ki “Neseben en yakınları benim.” dedim. Bunun üzerine Hirakl: “Onu bana yakın getiriniz. Arkadaşlarını da yakına getiriniz. Lâkin arkasında dursunlar.” dedi. Ondan sonra tercümânına dönüp dedi ki bunlara söyle, ben bu zât hakkında bu adamdan (bâzı şeyler soracağım. Bana yalan söylerse tekzîb etsinler. -Ebû Süfyân der ki “Va`llâhi arkadaşlarım yalanımı ötede beride söylerler diye utanmasaydım onun (yâni Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem) hakkında yalan uydururdum.”- Ondan sonra bana ilk sorduğu şu oldu: “Sizin içinizde nesebi nasıldır?” “Onun içimizde nesebi pek büyüktür.” dedim. “Sizden bu sözü, ondan evvel söylemiş (yâni ondan evvel da`vây-ı nübüvvet etmiş) hiç kimse var mıydı?” dedi. “Yoktu.” dedim. “Âbâ ve ecdâdı içinde hiçbir melik gelmiş midir?” dedi. “Hayır.” dedim. “Ona tâbi` olanlar halkın eşrâfı mı, yoksa zuafâsı mıdır?” dedi. “Halkın (eşrâfı değil) zuafâsıdır.” dedim. “Ona tâbi` olanlar artıyor mu, yoksa eksiliyor mu?” dedi. “Artıyorlar. (eksilmiyorlar)” dedim. İçlerinde onun dînine girdikten sonra beğenmemezlikten dolayı irtidâd eden var mıdır?” dedi. “Yoktur.” dedim. “Şu dediğini demezden (yâni da`vetden) evvel hiç yalan ile ittihâm ettiğiniz var mıydı?” dedi. “Hayır.” dedim. “Hiç gadreder mi?” (yâni nakz-ı ahd eder mi?)” dedi. “Hayır gadretmez, ancak biz şimdi onunla bir müddete kadar mütâreke hâlindeyiz. Bu müddet içinde ne yapacağını bilmiyoruz” dedim. Ebû Süfyân der ki bana (kendiliğimden) bir şey katmağa imkân verecek bu sözden başkasını bulamadım. “Onunla hiç mukâtele ettiniz mi?” dedi. “Evet ettik.” dedim. “Onunla mukâtelâtınız (ın netâyici) nasıldır?” dedi. “Aramızda (tâli-i) harb nöbet iledir. Kâh o bizi izrâr eder, kâh biz onu izrâr ederiz.” dedim. “Peki, size ne emrediyor?” dedi. “Bize yalnız Allâh`a ibâdet ediniz, hiçbir şeyi O`na şerîk etmeyiniz. Dedelerinizin ibâdet ettiğini terkediniz diyor. Bize namazı, (sadakayı, yâni zekâtı), sıdk ve afâfı, sıla-i rahmi emrediyor.” dedim. Bunun üzerine tercümâna dedi ki ona söyle, nesebini sordum. İçinizde âlî neseb olduğunu beyân etsin. Peygamberler de (zâten) böyle kavimlerinin (Ashâb-ı) nesebi içinden ba`s olunur. İçinizden bu sözü ondan evvel söylemiş hiçbir kimse varmıydı? diye sordum. Hayır dedin. Ondan evvel bu sözü söylemiş bir kimse olaydı bu da kendisinden evvel söylenmiş bir söze peyrev ol(mak iste)muş bir kimsedir diyebilirdim diye düşünüyorum. Âbâ ve ecdâdı içinde hiç bir melik gelmiş midir? diye sordum. Hayır dedin. Âbâ ve ecdâdından bir melik olaydı bu da babasının mülkünü istirdâda çalışır bir kimsedir diye hükmederdim diyorum.
HadisNo : 7

GOOGLE VE WORDPRESS ARASINDA AŞK YAŞANIYOR

Efendim sene 1997 civarları türkiyede henüz bilgisayar kavramının çok gelişmemiş olduğu öncesinde internetin sadece dünyada orduların iletişim için kurduğu günlerdi.. ne önce ünlü olan yahoo anne nede sonrada patlama google amca var hayatımızda..Öyle aradığınızı bulmakda kolay değil o zamanlar..Bir mirc sevdasıdır gidiyor. Türkiye ilk internetle tanışıyor her eve bilgisayar giriyor geceler sabah olmak bilmiyor dalnete bağlanılıyor ve tüm ev havada..Derken bir gün freeservers ile tanışıyor bir çoğumuz. oda ne 8m.com’lu bedava siteler hadi aldık o zaman öyle reklam popupda yok daha internet yeni gelişiyor. Html kodu diye bir şey çıktı gidersin kitapçıdan 18 milyona son html kodları kitabını alırsın almasına ama şimdi o kitabın 100 katı internette var hatta 1992 doğumlular bile nerdeyse o kitabı yazacak nitelikte.. İlk beyaz fona,siyah yazıyla bu bir denemedir yazısının yazmanın mutluluğu ve heyecanı 1 hafta boyunca kolu komşu herkese anlatıp beyaz fon üzerine deneme yayını yazdık ve bunu herkes görüyor..Ne olağan üstü bir şey.. Derken yıllar çok çabuk geçti hayatımızda blog diye bir şeyde yok..Yahoo çok ünlü ve daha niceleri geldi geçti akılda ismi dahi kalmadı…Şimdi google amca ile dünyayı keşif ediyoruz.. Bak bir bloğum oldu kendimi haberci gibi hissediyorum..Çevremde olan biten ve çevremde olmayan bitmeyen herşeyide yaşayıp görüyorum hemde sıcak bir temasla ilk ağızla…Heyecanla çekilmiş nete yeni girecek fotolar,videolar,resimler…Bak o zamanlar youtube’da yok ne videosu..Ne resim depolaması.. Bugün benimde bir wordpress bloğum oldu..Yazıyorum yazmaya devam edicem..google amca anında indexliyor..Yıllık sitelere inat sanki..Ve bugün google ile wordpress arasındaki aşk dünya alem biliyor..Onlar aşkını yaşarken biz bu yaşadıkları aşkın mutluluğundan faydalanıyoruz.. NİCE WORDPRESS’Lİ MUTLU HEYECANLI PAYLAŞIMLARA.. İYİKİ VARSIN GOOGLE VE WORDPRESS..